Melâl Misralari

''İnnemâ eşkû bessî ve huznî ilallâh'' «Ben derdimi ve hüznümü ancak Allah Teâlâ'ya arzederim» (Yûsuf/86)

Çağırırım Ey Dost Seni 25 Mayıs 2012

Filed under: Multimedia — Melâl @ 16:43
Tags: ,

 

Nevbahar oldu! 24 Mayıs 2012

Filed under: Düşünce Harmonisi,Münâcât — Melâl @ 11:19
Tags: , , , ,


Allahım!

Recep ve Şabanı hakkımızda mübarek kıl,

ve bizi Ramazana kavuştur.


amin.

 

Pervanelere sor! 22 Mayıs 2012

Filed under: G/öze takılanlar,Kıssa-i Aşk — Melâl @ 22:15
Tags: , ,


Aşkın hikayesini durmaksızın feryad eden bülbüle değil ,

sessiz sedasız can veren pervanelere sor “

 

Güneşi Tutamadım 22 Mayıs 2012

Filed under: Multimedia — Melâl @ 22:14
Tags: ,

 

 

Kanaat 22 Mayıs 2012

Filed under: G/öze takılanlar — Melâl @ 21:50
Tags: ,


Kanaat eden kimse, aç da olsa zengindir.

Mal hırsına kapılan kimse, çok malı bulunsa da  fakirdir.”


İmam Muhasibi (r.a)

 

Aşk-ı Muhammed – Naat Öyküleri 09 Mayıs 2012

Filed under: Kitâbiyat — Melâl @ 21:15
Tags: ,

Hz. Muhammed’i (a.s.m.) öven şiirler olan naatlar ilk kez yazılış öyküleriyle kitap haline getirildi. “Naat Öyküleri – Aşk-ı Muhammed” isimli kitapta 26 naata ve hikayesine yer veriliyor.
Timaş Yayınları arasında çıkan ve Mine Sultan Ünver ile Ekrem Altıntepe’nin kaleme aldığı “Naat Öyküleri-Aşk ı Muhammed” isimli kitapta Hz. Muhammed’i (a.s.m.) öven şiirler olan naatlara ve yazılış öykülerine yer veriliyor. Kitapta Hz. Âdem’den başlayıp, Hz. Âmine, Mevlana, Yunus Emre, Cem Sultan, Yavuz, Kanuni, Fuzuli, Itri, Şeyh Galip, Alvarlı Efe Hazretleri ile asırları aşan, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Fethullah Gülen, İskender Pala, Nurullah Genç ile günümüze ulaşan birbirinden kıymetli 26 naat ve hikayeleri bulunuyor.
Yazar Ekrem Altıntepe, Mine Sultan Ünver ile yaptıkları çalışmada farklı bir tarz ortaya koyduklarını belirterek “Günümüzde maalesef şiir kitapları ilgiyi görmüyor. Bunda ise şiir kitaplarının okuyucuya sunumunun etkisi olduğunu düşünüyorum. Eğer şiirin niçin yazıldığı, nasıl yazıldığı, ne kadar zamanda ve hangi duygularla yazıldığı, şairin edebi kimliği bilinmezse okuyucu ilgi göstermeyebiliyor. Eğer bu bilgiler bir hikaye formatı içinde şiirle birlikte sunulabilirse okuyucuyu cezbedeceğini düşünüyoruz. Bu amaçla bu yeni formatı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i (a.s.m.) öven şiirler olan naatlara uyguladık.” dedi.
Kitapta naatlarına ve hikayelerine yer verilen şairler şöyle: Hz. Adem, Tübba Ebu Kerib el-Himyeri, Hz. Amine, Hassan bin Sabit, Kab bin Züheyr, Süleyman Çelebi, Cem Sultan, Yavuz Sultan Selim, Fuzuli, Kanuni, Sultan 1. Ahmet, Nabi, Itri, Şeyh Galip, Mevlana Celaleddin-i Rumi, İmam Busiri, Yunus Emre, Alvarlı Muhammed Lütfi, Yaman Dede, Mehmet Akif Ersoy, Arif Nihat Asya, Necip Fazıl, Ali Ulvi Kurucu, Fethullah Gülen, İskender Pala, Nurullah Genç.

 

Verilenlerin en üstünü 11 Nisan 2012

Filed under: G/öze takılanlar — Melâl @ 15:38
Tags: , , ,


Tabiîn’in büyüklerinden Urve b. Zübeyr (r.a):

”Kullara dünyada verilenlerin en üstünü akıl,

ahirette verilenlerin en üstünü ise Allah’ın rızasıdır”

der.

 

Dostluğun şanı odur ki… 29 Mart 2012


Ebû Bekir Şiblî, hâdiselere hikmetle bakan bir ibret ehliydi de. Vermek istediği bir fikri, bazan hikmetli bir vak’ayla nazarlara takdim eder; düşünmeyi te’mine gayret gösterirdi. Bir gün dostlarına sordu:

“Beni ciddi olarak seviyor musunuz?”    

Hep birlikte cevap verdiler:

“Efendimiz, bunu sormak bile bize ağır geliyor. Şüpheniz mi var sarsılmayan sevgimizden?”

Bu defa eline geçirdiği odun parçalarını dostlarına doğru fırlatan Şibli, dostlarının “bu adam aklını oynattı galiba” diyerek birer ikişer uzaklaştıklarını gördü. Tekrar sordu:

“Ey benim sarsılmayan dostlarım, nereye gidiyorsunuz böyle birer, ikişer?”    

Dediler ki:

“Nereye olacak, evlerimize!”    

“Hani beni seviyordunuz. neye terk ediyorsunuz?” 

“Efendimiz, siz bize fırlattığınız odunlarla başımızı, gözümüzü yaralayıp bize sıkıntı verdiniz. Bu durumda artık yanınızda duracak hâlimiz kalmadı.”

Şibli mütebessim, “Geliniz, geliniz. ey benim sahte dostlarım.” dedi ve ilâve etti:     “Dostluğun şanı odur ki, dostundan zarar da gelse sineye çekecek acı da gelse rıza gösterip terketmeyecek. Siz benim hakiki dostum olsaydınız. bende rahatsız edici bir tavır görülünce sabreder, ıslahıma çalışırdınız, terketmeyi tercih etmezdiniz…”

Böylece bir imtihanı kaybeden dostları, yine çevresini aldılar. Vaaz ve nasihatlarından istifadeye başladılar. Dostluğun şartını da böyle fiili bir örnekle, unutulmayacak şekilde öğrenmiş oldular.

alıntı 

 

Gözyaşları 29 Mart 2012

Filed under: Düşünce Harmonisi — Melâl @ 18:20
Tags: , , ,

 

Rıza makamı 29 Mart 2012

Filed under: G/öze takılanlar — Melâl @ 18:16
Tags: , ,


Rabia-i Adeviyye şöyle demiştir:

-Kul, ancak, nimette de, felakette de aynı halini muhafaza ettiği zaman,

rıza makamına ermiş olur.